İdari işlemler, idare tarafından kamusal alanda gerçekleştirilen ve hukuki sonuçlar doğuran işlemlerdir. İdari işlemin; irade açıklaması ve hukuki sonuç olmak üzere iki unsuru bulunmaktadır. Bu iki unsur usulüne uygun şekilde bir araya geldiği takdirde idari işlem kurulmuş olur. İdari işlemlerde amaç; kamu hizmetlerinin yürütülmesi ve kamu düzeninin korunmasıdır. Danıştay’ın yerleşik içtihatlarına göre idari işlemler; idare işlevi alanında tek taraflı irade beyanına dayalı olarak hukuki sonuç doğuran ve kural olarak idare makamları tarafından tesis edilen işlemler şeklindedir. Bu tanıma göre idari işlemlerin genel özelliklerini şu şekilde sıralayabiliriz;
- Tek yanlılık,
- İcrailik,
- Hukuka uygunluk karinesinden yararlanma,
- Yargısal denetime tabi olma.
Kavram olarak tek bir irade açıklaması anlamına gelmektedir. İdare hukukunda ise irade, tek bir makam veya organ tarafından açıklanabileceği gibi, birden fazla idari makam veya organın bir araya gelerek tek bir irade açıklamasında bulunması mümkündür. Tüm bu hallerde idari işlemin tek yanlı olduğu kabul edilmektedir.
İdari makam veya organlar tarafından ortaya konulan irade açıklamasının, başkaca bir işlemin varlığına gerek olmaksızın, doğrudan hukuki sonuçlar göstermesidir. Kamu hukuku kapsamında idarenin, idari bir işlem tesis edebilmesi için üçüncü bir kişinin rızasını alması zorunlu değildir. İdarenin kamu gücü ve kudretine sahip olmasının belirgin özelliklerinden biri de idari işlemler ile üçüncü kişiler üzerinde doğrudan etki doğurmasıdır.
İdari işlemler, hukuka uygunluk karinesinden yararlanmaktadır. Söz konusu karineye göre idari işlemler, hukuka aykırı oldukları yargı makamları tarafından tespit edilene kadar hukuka uygun kabul edilirler ve hukuk aleminde etki doğurmaya devam etmektedirler.
Anayasa’nın 125. maddesine göre, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açık olup, idari işlemin hukuka aykırı olduğu iddiasıyla yargıya başvurulması mümkündür. Hukuk devleti ilkesi uyarınca, idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolu açık olmalıdır ve aynı zamanda yargıya başvurmayı engelleyici, zorlaştırıcı hükümler de bulunmamalıdır. Bu kapsamda idarenin eylem ve işlemlerinde yargısal denetime tabi olması hususu, hukuk devleti ilkesinin bir gerekliliğidir.



