Türkiye’nin iklim değişikliğiyle mücadelesinde dönüm noktası niteliği taşıyan İklim Kanunu, 9 Temmuz 2025 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
İklim Kanunu; sera gazı emisyonlarının azaltılması, iklim değişikliğine uyum sağlanması, bu doğrultuda geliştirilecek planlama araçları, finansman modelleri, izin ve denetim mekanizmaları gibi pek çok alanı kapsayan bütüncül bir yasal çerçeve sunmaktadır.
Kanun, Türkiye’nin iklim politikalarına yön verecek önemli kavramları da hukuki zemine taşımaktadır. Adil geçiş, emisyon ticareti sistemi (ETS), denkleştirme ve iklim adaleti gibi kavramlar ilk kez bu kanunla birlikte mevzuata dâhil edilmiştir. Ayrıca Türkiye’nin gelecekteki iklim stratejilerinin temel ilkeleri de bu yasal düzenleme ile tanımlanmıştır.
İklim Kanunu’nun Temel İlkeleri
- Eşitlik: Tüm paydaşlara adil ve eşit yaklaşım.
- İlerleme: İklim hedeflerine kararlı ve istikrarlı şekilde ilerleme.
- Adil Geçiş: İklimsel dönüşümden etkilenecek grupların desteklenmesi.
- Şeffaflık: Tüm iklim eylemlerinde açık, izlenebilir ve hesap verilebilir süreçler.
- Sürdürülebilirlik: Planlama ve uygulamalarda süreklilik ve koruma ilkesi.
- İklim Adaleti: Etkilerin adil biçimde paylaşılması ve denge sağlanması.
- İhtiyatlılık: Politikaların uygulanmasında dikkatli, özenli ve önleyici yaklaşım.
- Katılım: Tüm kesimlerin sürece dâhil edilmesi ve iş birliğinin sağlanması.
- Entegrasyon: İklim politikalarının tüm sektörlerle uyumlu şekilde yürütülmesi.
Kanun kapsamında, illerde faaliyet gösterecek İl İklim Değişikliği Koordinasyon Kurulları kurulması öngörülmektedir. Bu kurulların temel görevi, her ilin koşullarına uygun Yerel İklim Değişikliği Eylem Planlarını hazırlamak ve bu planların etkin şekilde uygulanmasını sağlamaktır. Bu planların, en geç 31 Aralık 2027 tarihine kadar hayata geçirilmesi gerekmektedir. Ancak Bakanlık, ihtiyaç hâlinde bu süreyi bir yıla kadar uzatabilecek yetkiye sahiptir.
Sektörel Dönüşüm
İklim Kanunu, yalnızca çevresel bir düzenleme değil, aynı zamanda Türkiye ekonomisinin tamamını etkileyecek sektörel bir dönüşüm vizyonu ortaya koymaktadır. Bu kapsamda öne çıkan alanlar şu şekilde özetlenebilir:
- Çevre ve Atık Yönetimi: Sıfır atık uygulamaları ve enerji verimliliği odaklı dönüşüm
- Enerji Sektörü: Yenilenebilir enerji kaynaklarının teşviki ve enerji depolama çözümleri
- Tarım: İklim risklerine karşı izleme ve erken uyarı sistemlerinin devreye alınması
- Karbon Yutakları: Orman yönetimi, ağaçlandırma ve doğal yutak alanların artırılması
- Sanayi: Verimlilik, sürdürülebilir üretim ve düşük karbonlu teknolojilere geçiş
- Ulaştırma: Demir ve deniz yollarının önceliklendirilmesi, elektrikli araçların yaygınlaştırılması
Her ne kadar kanun, küresel iklim hedefleriyle uyumlu güçlü bir çerçeve sunsa da, uygulanabilirliğine ilişkin bazı eleştiriler de gündeme gelmektedir. Uygulama detayları büyük ölçüde çıkarılacak yönetmeliklerle netleşecektir.
Sonuç olarak, Türkiye’nin iklim değişikliği ile mücadelesine dair hedeflerini yasal zemine taşıması, uzun vadeli ve kapsayıcı bir iklim politikası oluşturma yönünde önemli bir adımdır.



