Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, Türk Borçlar Kanunu’nun 611. İla 619. Maddeleri arasında düzenleme altına alınmıştır. Her iki tarafa da karşılıklı olarak borç ve yükümlülükler yükleyen bu sözleşme gerek geçerlilik şartları gerekse niteliği bakımından önemli detaylar içermektedir. Bugünkü yazımızda ilgili sözleşmenin hukuki özellikleri, genel tanımı, geçerlilik şartları gibi temel özellikleri kaleme alınacaktır.
Türk Borçlar Kanunu’nun 611. Maddesinde ölünceye kadar bakma sözleşmesi şu şekilde tanımlanmıştır: “Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, bakım borçlusunun bakım alacaklısını ölünceye kadar bakıp gözetmeyi, bakım alacaklısının da bir malvarlığını veya bazı malvarlığı değerlerini ona devretme borcunu üstlendiği sözleşmedir.
1- Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesinin Genel Tanımı
Aynı şekilde HGK da bu hususa ilişkin nitelikli bir tanıma yer vermiştir: “Genel olarak ölünceye kadar bakma sözleşmeleri kişilerin maddi olanakları bulunmasına karşın, kendilerini tam olarak güvende hissetmemeleri, özellikle hastalık, yaşlılık dönemlerinde kendilerine bakıp gözetecek, yakın ilgi gösterecek kimselere ihtiyaç duymaları, sıcak bir aile ortamına kavuşmak istemeleri gibi nedenlerle yaptıkları sözleşmelerdir. ” (HGK-K.2014/145)
Yer verdiğimiz tanımlar doğrultusunda ve kanun maddesinden anlaşılacağı üzere, ölünceye kadar bakma sözleşmesinde bakım alacaklısı bakım borçlusuna karşı yaşadığı sürece kendisine bakım sağlanmasına ilişkin bir alacak elde eder. Bunun karşılığında ise bakım borçlusuna bir malvarlığı veya bazı malvarlığı değerlerini devretmeyi borçlanır.
2- Şekil Şartları
Bu sözleşmenin önemli bir şekil şartı, mirasçı atanmasını içermese dahi miras sözleşmesi şeklinde yapılması zorunludur. Türk Medeni Kanunu’nun 545. Maddesi uyarınca, miras sözleşmesinin geçerli olabilmesi için resmi vasiyetname şeklinde düzenlenmelidir. Bu doğrultuda sözleşmenin tarafları, arzularını resmi memura aynı zamanda bildirmeli ve düzenlenen sözleşmeyi memur ile iki tanığın önünde imzalamalıdırlar.
Uygulamada genellikle ölünceye kadar bakma sözleşmesi noterler tarafından resmi şekilde düzenlense de Kanundaki resmi memur kavramı daha geniş olarak ele alınmalıdır. Örneğin sulh hâkimi, konsolosluk görevlisi gibi Kanun tarafından kendisine yetki verilmiş herhangi bir resmi memur da bu sözleşmeyi düzenlemeye yetkili bulunmaktadır.
3- Sözleşmenin Konusu
Sözleşmenin içeriğinde, bakım alacaklısı ve bakım borçlusunun karşılıklı yükümlülükleri ele alınmaktadır. Sözleşmenin kurulması ile birlikte hukuken bakım alacaklısı, bakım borçlusunun aile kurumuna katılmış sayılır. Bakım borçlusu kendisine verilmiş malların değeri ile bakım alacaklısının önceden sahip olduğu sosyal koşullarına göre hakkaniyetin gerektirdiği edimleri bakım alacaklısına ifa etme yükümlülüğü altındadır.
Bakım borçlusu ise, bakım alacaklısına özellikle uygun gıda ve konut sağlamak, gerekli özen ile bakmak ve onu tedavi ettirmek zorundadır. Bakım alacaklısı bu sözleşme kapsamında edindiği haklarını bir başkasına devredememektedir.
4- Bakım Borçlusunun Ölümü
Bakım borçlusunun ölümü durumunda bakım alacaklısı, 1 yıl içerisinde sözleşmenin feshedilmesini talep edebilmektedir. Bu takdirde bakım alacaklısı, bakım borçlusunun iflası halinde, iflas masasından isteyebileceği miktara eşit bir paranın kendisine ödenmesini bakım borçlusunun mirasçılarından talep edebilmektedir.
5- Sözleşmenin Mirasçılara Devri
Bakım borçlusunun ölümü ile bakım ve gözetim edimleri mirasçılara intikal etmektedir. Bu sorumluluk kapsamında 5 yıl boyunca mirasçılar, yükümlülüklerini müteselsilen yerine getirmek zorundadır. Ancak burada bakım alacaklısına kanunen tanınmış bir hak mevcuttur. Yukarıdaki başlıkta bahsettiğimiz üzere, bakım borçlusunun ölümü halinde bakım alacaklısı 1 yıl içerisinde sözleşmeyi feshedebilir.
Bakım alacaklısının ölümü halinde ise sözleşme sona ermiş sayılmaktadır. Bu halde mirasçılara intikal eden herhangi bir hak bulunmamaktadır.
6- Sözleşmenin Geçerlilik Süresi
Ölünceye kadar bakma sözleşmesinin herhangi bir süre sonunda sona erdirilmesi söz konusu değildir. Tesadüf ve talihe bağlı olarak borçlar hukukunda nitelendirilen bu sözleşme türü, bakım alacaklısının yaşam süresi bilinemeyeceğinden ötürü bir süreye bağlanamaz. Sözleşmenin sona ermesine neden olan haller ise bakım alacaklısının ölümü, fesih ve dönme, ikale sözleşmesi, irade bozukluğu sebebiyle sözleşmenin iptali olarak sayılabilmektedir.



