Ticari hayatta faaliyet gösteren birçok işletme, ticaret siciline kayıtlı ticari unvan veya firma adlarının yanı sıra, mal ve hizmetlerini ayırt etmek amacıyla Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ayrıca marka tescili yaptırmaktadır. Marka başvurularında hak sahibi çoğunlukla tüzel kişilikler olmakta; bu durumda markalar, işletmenin malvarlığının bir unsuru olarak firma adına tescil edilmektedir.
Tüzel kişiliğin devri hâlinde, firma adına Türk Patent ve Marka Kurumu sicilinde kayıtlı tüm marka, patent ve tasarım tescilleri de kural olarak işletme ile devrolunur. Dolayısıyla, markalar tüzel kişi adına tescilli ise, işletmeyi devralan kişi veya kuruluş, markaları da aynı anda devralmış sayılır ve markanın kullanımında hukuki bir sorun ortaya çıkmaz.
Şahıs Adına Marka Tescili
Buna karşın, ticari faaliyetlerde fiilen kullanılan markaların firma adına değil de işletme sahibinin şahsı veya üçüncü kişiler adına tescil edilmiş olması durumunda önemli hak kayıpları yaşanabilir. Bu nedenle, bir işletmenin devri öncesinde, devralacak kişi veya kuruluşun mutlaka bir marka ve patent vekili aracılığıyla söz konusu firmanın tüm sınai mülkiyet varlıklarını (marka, patent ve tasarım tescilleri) ayrıntılı şekilde araştırması ve raporlamasını talep etmesi gerekir.
Hazırlanan bu rapor doğrultusunda, firma devir sözleşmesine (taraflar arasında bu hususta mutabakat bulunması kaydıyla) işletmeye ait tüm sınai mülkiyet haklarının da yeni hak sahibine devredildiğine ilişkin açık bir hüküm eklenmelidir.
Markalar, devredilen firma adına değil, işletme sahibi veya üçüncü kişiler adına tescilli ise, öncelikle fiili kullanım durumunun tespiti önem taşımaktadır. Bu kapsamda, firmanın ticari faaliyetlerinde hangi markayı kullandığı, ürün ve hizmetlerini piyasaya hangi marka altında sunduğu ve son kullanıcı nezdinde hangi markanın tanıtımının yapıldığı belirlenmeli ve bu hususlar bir bilirkişi veya uzman raporu ile somutlaştırılmalıdır.
Bunlara ek olarak firmanın kestiği satış faturaları, firmaya kesilen satın alma faturaları gibi veriler de mutlaka tespit ve analiz edilmelidir ki ilgili marka tescillerinin de tüm hak ve yetkileri devir sözleşmesine konu edilerek firma devri talep edilebilsin.
Tüm bu anlatılanlar doğrultusunda, markaların işletmeler için yalnızca tanıtım ve ayırt edici bir unsur değil, aynı zamanda devredilebilir, ekonomik değeri yüksek bir malvarlığı unsuru olduğu açıktır. Bu nedenle ticari işletme devirlerinde markaların mülkiyet durumunun dikkatle incelenmesi, tescilin tüzel kişi adına olup olmadığının belirlenmesi ve gerekli hallerde sınai mülkiyet haklarının devre ilişkin açık hükümlerinin sözleşmelere eklenmesi büyük önem taşımaktadır. Böylelikle marka hakkı korunarak taraflar açısından doğabilecek olası hukuki problemlerin önüne geçilir.



