- Tutuklamanın Tanımı ile Genel Şartları
Ceza muhakemesi hukukunda tutukluluk, geçici olarak uygulanan bir koruma tedbiridir. Somut olaya ilişkin soruşturma veya kovuşturma evresinde uygulanabilen tutuklama tedbiri, hürriyeti kısıtlayıcı bir niteliğe sahip olmasından ötürü sadece hâkim veya mahkeme kararıyla verilir. Söz konusu tedbir, yasada yer alan şartlar sağlandığı halde soruşturma evresinde sulh ceza hakimliği; kovuşturma evresinde ise hâkim veya heyet kararıyla uygulama alanı bulmaktadır. Tutukluluk kararının hangi şartlar mevcut olduğu takdirde verilebileceğini incelemek için yürürlükte olan 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. Maddesi kaleme alınmalıdır:
Madde 100 – (1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.
Fıkraya bakıldığında, öncelikli olarak şüpheli veya sanık hakkında “kuvvetli suç şüphesi” arandığı görülmektedir. Somut olayda mevcut olan kuvvetli suç şüphesinin yanında mutlaka suçun işlendiğine ilişkin somut, destekleyici deliller bulunmalıdır. Aksi halde, salt kuvvetli suç şüphesine dayanarak tutukluluk kararı verilmesi hukuka aykırıdır. Ayrıca, fıkra bendinin son cümlesinde yer verildiği üzere, somut olaya konu suçun kanundaki ilgili maddesinde uygulanacak yaptırım değerlendirilerek tutukluluk tedbiri için “hafif kalan” bir yaptırım öngörülmekte ise, tutukluluk kararı verilemeyecektir. Örneğin; suçun ilgili kanun maddesinde hapis cezası olmaksızın sadece adli para cezası öngörülmüşse, bu suç hakkında tutuklama kararı verilemeyecektir.
- Tutuklama Nedenleri
Yukarıda açıklandığı üzere, tutuklama kararı verilebilmesi için kuvvetli suç şüphesinin varlığı ile destekleyici deliller dosyada mutlaka mevcut olmalıdır. Ayrıca buna ek olarak, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100/2. Maddesinde yer alan “tutuklama nedenleri” sayılabilecek nedenlerden en az birisinin varlığı bu tedbirin uygulanabilmesi için şarttır. İlgili madde şu şekildedir:
Madde 100 – (2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,
2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,
Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.
Tutuklama nedenleri olarak maddede sayılan şüphelinin davranışlarından kaçma, saklanma, delilleri gizleme veya yok etme gibi hususlardan birisi anlaşılabiliyorsa, tutuklama kararı verilmesi hukuka uygundur.
- Katalog Suçlar
Kuvvetli suç şüphesi ile söz konusu suçun işlendiğine ilişkin somut delillerin bulunmasıyla birlikte Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100/2. Maddesinde yer alan tutuklama nedenlerinden biri mevcutsa, hâkim veya mahkeme kararıyla tutuklama tedbirinin uygulanabileceğini ele almıştık. Yine Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100/3. fıkrasında yer bende göre, kuvvetli suç şüphesi ile birlikte somut delillerin bulunması halinde herhangi bir tutuklama nedeni bulunmasa dahi, ilgili fıkrada yer alan katalog suçlardan birinin somut olayda yer alması halinde kendiliğinden bir tutuklama nedeni olduğu kabul edilip tutuklama kararı verilmesi mümkündür:
(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda yer alan; Soykırım ve insanlığa karşı suçlar
2. Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti
3. Kasten öldürme
4. Kasten yaralama ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama
5. İşkence
6. Cinsel saldırı
7. Çocukların cinsel istismarı
8.Hırsızlık ve yağma
9. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti
10. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde 220)
11. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 307, 308),
12. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar
b) 10.7.1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları.
c) 18.6.1999 tarihli ve 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 22 nci maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu.
d) 10.7.2003 tarihli ve 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.
e) 21.7.1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar.
f) 31.8.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 110 uncu maddesinin dört ve beşinci fıkralarında tanımlanan kasten orman yakma suçları.
g) 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 33’üncü maddesinde sayılan suçlar.
h) 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen suçlar.
i) Kadına karşı işlenen kasten yaralama suçu.
j) Sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan personele karşı görevleri sırasında veya görevleri dolayısıyla işlenen kasten yaralama suçu.
k) Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmî eğitim kurumlarında yönetici, öğretmen, usta öğretici, yabancı uyruklu öğrencilerin eğitimine yönelik Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen projelerde öğretici/öğretmen veya rehber danışman; özel öğretim kurumlarında yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğretici olarak görev yapanlar ile Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmî eğitim kurumları ve özel öğretim kurumlarında ders ücreti karşılığı ders okutanlara ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan öğretmenlere karşı görevleri sırasında veya görevleri sebebiyle işlenen kasten yaralama suçu.
Yukarıda yer alan suç tiplerinden birisinin varlığı halinde, tutuklama nedenleri olan kaçma, saklanma, delilleri yok etme gibi unsurların kendiliğinden var olduğu kabul edilip kuvvetli şüphe derecesinin de deliller ile bulunması halinde artık tutuklama kararı verilebilecektir. Tutuklama kararı, geçici bir niteliğe sahip olup açıklanan nedenlerin ortadan kalkması halinde derhal tutuklama tedbirinin kaldırılmasına karar verilmelidir. Unutulmamalıdır ki tutuklama tedbiri, belirli aralıklarla ilgili mercilerce denetlenen bir tedbir türüdür. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 108. maddesi uyarınca soruşturma aşamasında tutuklunun infaz kurumunda bulunduğu süre içerisinde ve en geç 30’ar günlük süreler itibarıyla tutukluluk halinin devamının gerekip gerekmediği cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından 100. Madde hükümleri göz önünde bulundurularak şüpheli veya müdafii dinlenilmek suretiyle karar verilir.
Kovuşturma aşamasında ise hâkim veya mahkeme, sanığın tutukluluk halinin devamının gerekip gerekmediğine her oturumda veya oturumlar arasında veyahut en geç 30’ar günlük süreler içerisinde re ’sen karar vermektedir.



