- Tanım
Doğrudan yabancı yatırım kavramı, bir şirket veya yatırımcının kendi bulunduğu ülkeden başka bir ülke sınırında, devamlılık arz edecek şekilde ekonomik bir faaliyet yürütmek amacıyla yapmış olduğu yatırımların bütününü ifade etmektedir. Doğrudan yabancı sermaye yatırımları, yatırımcının başka bir ülke sınırlarında fabrika, üretim tesisleri, şirket şubeleri kurulması veyahut mevcut şirketin devralınması gibi yöntemlerle kaynakların başka bir ülkede ekonomik ve ticari faaliyetleri sürdürmek maksadıyla taşınmasını ifade eder.
Doğrudan yabancı yatırımların yanı sıra dolaylı yabancı sermaye yatırımlarından da bahsetmek gerekirse; hisse senedi, tahvil alımı gibi portföy yatırımları niteliğindeki yatırımlar dolaylı yatırımları kapsamaktadır. Doğrudan yabancı yatırımlardan farklı olarak dolaylı yabancı yatırımlar daha kısa vadeli ve yatırımcının işletmeyi yönetim yetkisi olmaksızın pasif rol oynadığı yatırımlardır.
Global çerçevede değerlendirildiğinde, ekonomik anlamda Türkiye gibi “gelişmekte olan” sıfatına sahip ülkeler, yabancı yatırımcıları ülkelerine çekmek ve yatırımlara teşvik edebilmek için büyük bir özen ve önem göstermektedir. Bu doğrultuda devlet destekli çeşitli teşvikler ilgili yatırımcılara sunulduğu gibi, çeşitli yasal düzenlemelerle de ilgili yatırımcıların hakları korunmaya çalışarak yatırımcıların uzun vadede faaliyetlerini güvenli ve dengeli bir ortamda yapabileceklerine ilişkin gereken dayanak sağlanmaya çalışılmıştır.
Doğrudan Yabancı Yatırım Çeşitleri
Doğrudan yabancı yatırım çeşitleri her biri farklı hedefler içermek üzere yazımızın bu kısmında 3 başlık altına incelenecektir:
- Konglomera Yatırım Modeli:
Bu yatırım modelinde, farklı iş alanlarında sektörel faaliyetlerini sürdüren işletmeler, tek bir şirket altında satın alınarak birleşmektedir. Tek bir şirket altında holding olarak birleşen bu alt şirketler, kar ve çeşitli ticari/mali avantajlar bakımından kazanç elde etme amacını taşır. Şirketlerin her türlü faaliyeti ile gidişatı hakkında kararlar, ana şirket tarafından alınarak uygulama yürütülür.
- Yatay Yatırım Modeli:
Yatay yatırım modelinde söz konusu yabancı şirket, kendisiyle aynı sektörde faaliyetlerini sürdüren ancak başka bir ülkede yer alan bir şirkete yatırım yapmaktadır. Bu şekilde farklı bir ülke pazarına giriş yapılarak mevcut iş modelinde genişleme ve yeni pazarlarda kar elde etme avantajları sağlanır.
- Dikey Yatırım Modeli:
Dikey yatırım modelinde söz konusu yabancı şirket, kendi faaliyetini gösterdiği alan içerisindeki zincirin farklı basamaklarında yer alan şirketlere doğrudan yatırım yapmaktadır. Bu şekilde üretim süreci kontrol edilerek tedarik zincirini kuvvetlendirmek amaçlanır. Örneğin Tesla’nın pil tedarik etme konusunda bağımsızlık kazanmak isteyerek bir batarya üretim tesisini satın alması, dikey yatırım modeline güzel bir örnektir.
Yukarıda doğrudan yabancı yatırımlar kapsamında tercih edilen modeller açıklanmıştır. Bu doğrultuda yabancı bir ülkeye yatırım yapılır iken izlenebilecek farklı stratejiler açıklanacaktır.
Greenfield Investment (Sıfırdan Yatırım Yöntemi)
Greenfield yatırımı, bir şirketin yeni pazarlara dahil olmak adına doğrudan başka bir ülkeye yatırım yapmasıdır. Bu yatırım türünde, yatırım yapılan ülkede herhangi bir birleşme veya şirket satın alma yoluna gidilmeden yeni bir üretim veyahut operasyon tesisi kurulur. Söz konusu yatırım kapsamında kurulacak üretim veya operasyon tesisinin tüm yönetimi yatırımcıdadır.
Birleşme ve Devralma (M&A)
Bu yatırım yönteminde yabancı yatırımcı, yatırım yapacağı ülkede faal olan bir şirketin tamamını veya bir kısmını alarak veyahut kendi şirketi ile birleştirerek yeni bir işletme meydana getirmektedir. “Mergers and Acquisitions” olarak da anılan bu yatırım yöntemi, halihazırda mevcut olan bir işletme iktisap edildiği için mevcut şirketin pazar payı, müşteri portföyleri, operasyonel demirbaşları gibi unsurlarından yararlanılabilmesi açısından avantajlı bir seçenektir.
Ortak Girişim (Joint Venture)
Ortak girişim genel bir ifade ile birbirinden ayrı iki veya daha fazla gerçek veya tüzel kişinin, ortak bir amaca ulaşmak için kaynaklarını birleştirerek yeni bir oluşum haline gelmesidir. Bu tür projeler sadece belli bir proje veya amaca yönelik olarak kurulur ve genellikle kısa sürelidir. 1
1 Mehmet Baykal, Hukuksal ve Kurumsal Bağlamda Amerika Birleşik Devletleri ve Türkiye’de Doğrudan Yabancı Yatırımlar, İstanbul, On İki Levha Yayıncılık, 2014, s.18
- Projeler Çerçevesinde Yatırımlar
Proje kapsamında yapılan doğrudan yabancı yatırım yönteminde, yabancı yatırımcı sermayesi ile doğrudan bir projeye yatırım yaparak yabancı ülkeye giriş yapmaktadır. Bu yatırım yöntemi özellikle enerji, sanayi ve ulaşım gibi kalkınmayı yüksek oranda arttırabilecek ve uzun vadede yüksek kazançlar sağlayacak sektörlerde tercih edilmektedir. Örneğin Osman Gazi Köprüsü Türkiye’nin en önemli alt yapı projelerinden birisi olup ülkenin ekonomik olarak büyümesi ve çeşitli finansal fırsatlar sunan önemli bir proje yatırımı olmuştur.
- Amaca Yönelik Yatırımlar
Bu yatırım türü içerisinde finansal beklentilerin yanı sıra çevre ve sürdürülebilirlik gibi çeşitli etkenleri de kapsayan yatırımlar yer almaktadır. Örneğin Elon Musk, Space X gibi uzay teknolojileri üzerine araştırmalar yapan şirketlere yatırım yapmaktadır. Bu şekilde uzay araştırmaları geliştirilerek hem sürdürülebilirlik hem de bilimsel ve ekonomik açıdan sektöre katkılar sağlanmış olmaktadır.
- Doğrudan Yabancı Yatırımlarla İlgili İç Hukuk Düzenlemeleri
Türk hukukunu incelediğimizde, doğrudan yabancı yatırımlara ilişkin iç hukuk düzenlemeleri ve uluslararası anlaşmalar olarak iki çeşit düzenleme karşımıza çıkmaktadır. Bilindiği üzere, uluslararası anlaşmalar normlar hiyerarşisine göre kanunlar ile eşit seviyede olup, iç hukukumuzda yer alan Kanunlar ile eşit hükümde değerlendirilmektedir.
İç hukuk düzenlemelerinden ilki ve en önemlilerinden birisi olan 4875 Sayılı “Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu” 5 Haziran 2023 tarihinde kabul edilmiş olup, yabancı yatırımcılar ile yerli yatırımcıların haklarının koruma altına alınmasını amaçlayan bir düzenlemedir. Yabancı yatırımcıların Türkiye’de yatırım yapmalarını teşvik etmek, yabancı yatırımcıları yerli yatırımcılarla eşit muameleye tabi kılmak ve yabancı yatırımcıların Türkiye’deki faaliyet ve işlemlerinden doğan net kar, satış, tasfiye, tazminat ve lisans bedellerini yurt dışına serbestçe transfer edebilmelerini teminat altına almak maksadıyla düzenlenmiştir. 2
2 Lerzan Yılmaz, “4875 SAYILI DOĞRUDAN YABANCI YATIRIMLAR KANUNU’NUN GETİRDİĞİ YENİLİKLER”, İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Yıl:5 Sayı:10 Güz 2006/2 s.174.
İlgili Kanun ile Türkiye’nin yabancı yatırımcılar açısından daha cazip ve hukuki güvenliği sağlayan bir ülke olarak piyasada yer alması amaçlanmaktadır. Yabancı yatırımcıların yatırım sürecini kolaylaştırarak rekabet ortamının arttırılması, uluslararası usul ve kurallara uygunluk, ülkeye teşvik ve yatırım oranlarının uluslararası düzeylere çıkartılmak istendiği açıkça görülmektedir.
Yine aynı Kanun’un 2. Maddesinde kimlerin doğrudan yabancı yatırımcı sayılacağı açıkça sayılmıştır:
- Yabancı ülkelerin vatandaşlığına sahip olan gerçek kişiler ile yurt dışında ikamet eden Türk vatandaşları,
- Yabancı ülkelerin kanunlarına göre kurulmuş tüzel kişiler ve uluslararası kuruluşlar.
Ayrıca, doğrudan yabancı yatırımların esasları detaylıca açıklanarak yapılacak doğrudan yabancı yatırımların usul ve esasen sahip olduğu kolaylıklara değinilmiştir. İlgili maddeye göre, uluslararası anlaşmalar ve özel kanun hükümleri tarafından aksi ön görülmedikçe yabancı yatırımcılar tarafından Türkiye’de doğrudan yabancı yatırım yapılması serbesttir. Yabancı yatırımcılar eşitlik ilkesi uyarınca yerli yatırımcılar ile eşit muameleye sahip tutulmuştur. Ayrıca doğrudan yatırımların kamu yararı gerekmedikçe ve karşılıkları ödenmedikçe kamulaştırılamayıp devletleştirilemeyeceği ön görülerek kamulaştırma korumasına uygun şekilde yabancı yatırımcıları teşvik etme amaçlı hükümler eklenmiştir.
Doğrudan yabancı yatırımların teşviki ve korunmasına ilişkin ilgili başlıca kanuna değinildiği gibi, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, Doğrudan Yabancı Yatırımların Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik, Merkez Bankası Tebliğleri gibi düzenlemeler de mevcuttur. İlgili düzenlemeler kapsamında doğrudan yabancı yatırımlara yönelik her türlü girişim özgürlüğü, eşitlik ilkesi, hukuki güvenlik gibi hususlar açıklanmaya çalışarak Türkiye’nin serbest pazardaki yerinin genişlemesi ve uluslararası anlamda tercih edilen baş yatırım ülkelerinden biri olması amaçlanmıştır.
- Türkiye’de Yabancı Yatırımcılar İçin Teşvikler
Devlet tarafından yabancı yatırımcılara tanınmış olan belirli teşvikler mevcuttur. Bu teşvikler ile yatırım yapılırken çeşitli kolaylıklar sağlanmakta iken yerli ve yabancı yatırımcıların eşit şekilde bu teşviklerden yararlanabildiği hususu unutulmamalıdır. Söz konusu teşvikler temel olarak 4 ana başlık altında incelenmektedir:
- Genel Teşvik Uygulamaları
Aşağıda belirtilen teşvik uygulamalarından birisinin desteğine girmeyen ve belirli bir bölge veya alana bağlı olmadan tüm illerde uygulanabilen teşviklerdir. Bölgelere göre belirlenen sabit yatırım tutarına sahip olmak kaydıyla bu kapsamda sunulan teşvik uygulamalarından yararlanılabilecektir.
- Bölgesel Teşvik Uygulamaları
Bölgesel teşvik uygulamaları, ülkenin ekonomik anlamda gelişmiş ve az gelişmiş bölgeleri arasındaki eşitsizliklerin giderilerek her bölgenin eşit şekilde kalkınmasını amaçlayan uygulamalardır.
Örneğin, Organize Sanayi Bölgeleri içerisinde yapılacak yatırımlar kapsamında arazi alımlarında KDV muafiyeti, düşük su, iletişim ve doğal gaz giderleri, tesis inşasının tamamlanmasından itibaren 5 yıl vergi muafiyeti gibi avantajlardan yararlanılabilmektedir. Ayrıca diğer teşviklerde sunulan KDV istisnası, sigorta primi işveren hissesi desteği, gelir vergisi stopaj desteği, gümrük vergisi muafiyeti gibi destekler bu teşvik uygulamasında da mevcuttur.
- Büyük Ölçekli Teşvik Uygulamaları:
Bu kapsamda sunulan teşvikler, özellikle yüksek sermayeli- asgari 50 milyon TL olmak kaydıyla- devlet müdahalesini içerir şekilde uzun vadeli ülkenin geniş kapsamda ekonomisinin büyümesini amaçlayan projeleri kapsamaktadır. İstihdamın arttırılması, dış ülkelere bağımlılığın azaltılması, ülkenin genel ekonomik yapısının güçlendirilmesi gibi unsurları amaçlayan bu teşvik çeşidinde de yatırım yeri tahsisi, KDV istinası, sigorta primi işveren payı, sigorta primi işçi payı gibi çeşitli desteklerden yararlanılabilmektedir. Özellikle yatırım yeri tahsisi ile resmi veya özel kurumlar tarafından yatırımcıya ihtiyacı olan arazi veya projesini yürütmesi için gereken diğer alanlar sunularak gelişmesi için uygun ortam oluşturulmaya çalışılır.
- Stratejik Yatırımların Teşviki:
Stratejik yatırım teşvikleri, %50’den fazlası ithalat ile sağlanan ürünlerin ülkede üretiminin arttırılarak ithalata olan ihtiyacın azaltılmasını hedefleyen teşviklerdir. Bu şekilde ülkenin yerli üretim kapasitesi geliştirilerek döviz kazandıracak yatırımlara yönelim sağlanması hedeflenmektedir. Enerji, sağlık gibi büyük sermaye gerektiren sektörlerde stratejik yatırımlar hedeflenerek dış ticarette önemli pazar payı kazanılması amaçlanmaktadır. Gümrük vergisinden muafiyet, gelir vergisi stopaj desteği, KDV iadesi, sigorta primi işveren payı gibi destek unsurlarından stratejik yatırımlar kapsamında yararlanmak mümkündür.
- Doğrudan Yabancı Yatırımlarda Yerli Yatırımcının İmkanları
Doğrudan yabancı yatırımlara ilişkin sunulan imkanlardan Kanuna göre yabancı yatırımcı tanımına uygun kişilerin yararlanabileceğine değinmiştik. Ayrıca yerli yatırımcıların da bu uygulamalardan yabancı yatırımcılar ile eşit şekilde yararlanabileceği ön görüldüğü gibi, yerli yatırımcıların ülke koşulları göz ününe alınarak bu durumdan nasıl etkilenecekleri de değerlendirilmelidir.
Şöyle ki; uluslararası anlaşmalar ve mevzuatta yer alan hükümler doğrultusunda yabancı yatırımlara ilgili hukuki güvenceler ve çeşitli avantajlar sağlanarak Türkiye’ye büyük ölçeklerde yatırımlar çekilmesi amaçlandığı anlaşılmaktadır. Bu noktada yerli yatırımcıların da yabancı yatırımcılara sunulmuş teşvik uygulamalarından eşit şekilde yararlanabileceği mevzuatta açıkça yer almaktadır. Önemle değinmek gerekir ki, yerli yatırımcıların söz konusu eşitlik ilkesini uygulamada ne kadar kullanabileceği büyük bir tartışma konusudur.
Türkiye’nin ekonomik olarak dengesiz bir yapıya sahip olması sebebiyle döviz kurundan önemli ölçüde etkilendiği görülmektedir. Bu sebeple, yabancı yatırımcıların sermayelerinin yerli yatırımcılara göre daha değerli sayılarak aynı ölçüde yatırıma yönelecek ekonomik güce sahip olamadıkları söylenebilir.
Yerli yatırımcıların sermayelerinin Türk lirası endeksli olarak değerlendirildiğinde kur dalgalanmalarından etkilenebileceği, bu noktada yasal düzenlemelerde eşitlik ilkesi vurgulansa dahi ekonomik açıdan rekabet koşullarının yetersiz kalarak yerli yatırımcıların belirli teşviklere olan taleplerinin daha düşük miktarda kalmasına sebep olacağı yorumuna varmak mümkündür.



