Nefret suçu nedir? AIHM ve Türk hukuku kapsamında nefret suçları

Nefret Suçları

  1. Nefret Kavramı

Globalleşen dünyada toplumların farklı kültürlerden ve çeşitli ırk, din, dil, mezheplerden oluşması sebebiyle insan haklarının önemi ile ifade özgürlüğünün sınırları hakkında bilinçlenme oranı gittikçe artmaktadır. Söz konusu farklılıklar her toplumda gruplaşmaya elverişlidir ancak bireylerin kendilerinden farklı özelliklere sahip olan diğer birey veya toplumlara karşı saygı ve hoşgörü ile yaklaşması gerekmektedir. Toplum içindeki ötekileştirmeler yabancılaşma ve düşmanlaşma gibi çığ gibi büyüyebilme potansiyeline sahip olan sorunlara dönüşebilir ve şiddetin yolu açılabilir.

Nefret ve ayrımcılık içerikli söylemler genel hatlarıyla bir kişiyi, grubu, ırkı, cinsiyeti veya yaş aralığı gibi belirli özellikleri taşıyan kesimleri hedef alan ve toplumdan ötekileştirerek gruplaşma ve düşmanlaşmaya neden olan bir söylem türüdür. Nefret söyleminin ne olduğuna ilişkin kısaca bir tanım yapmak gerekirse, kabul gören net bir tanımı olmamakla birlikte, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi 1997’de kabul ettiği R(97) 20 sayılı tavsiye kararında nefret söylemini; “ırkçı nefret, yabancı düşmanlığı, antisemitizm veya hoşgörüsüzlük ifade eden saldırgan milliyetçilik de dahil olmak üzere, hoşgörüsüzlüğe dayalı diğer nefret biçimlerini yayan, teşvik eden, savunan ya da haklı gösteren her türlü ifade biçimidir” şeklinde tanımlamıştır1.

Nefret içeren söylemlerin hukuki açıdan tasnif edildiği alanlar oldukça tartışmalıdır ve fikir ayrılıkları barındırmaktadır. Örneğin, öğretide bir kesim, nefret içerikli olduğu iddia edilen söylemlerin belirli bir zaman gözlemlenip neticesi bakımından toplum içinde bölünme ve çatışmalara sebebiyet verdiği saptanmaksızın nefret söylemi olarak nitelendirilmesini uygun görmüyor iken; ağırlıklı görüş, söz konusu söylemlerin temel insan haklarına aykırılıklar içerdiğini ve neticesi dikkate alınmaksızın ifade özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilmemesi gerektiğini savunmaktadır.

1 İnceoğlu, Yasemin/Sözeri, Ceren: Nefret Suçlarında Medyanın Sorumluluğu: “Ya sev ya terket ya da ..”, in: Nefret Söylemi ve/veya Nefret Suçları (Derleyen: Yasemin İnceoğlu), İstanbul 2012, s. 24; Karan, Ulaş: Nefret İçerikli İfadeler, İfade Özgürlüğü ve Uluslararası Hukuk, in: Nefret Söylemi ve/veya Nefret Suçları (Derleyen: Yasemin İnceoğlu), İstanbul 2012, s. 84.

2 ERSOY, Uğur, Çağımızın Pandemisi: Nefret Suçları, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, Sayı:35, Temmuz 2018, s.121.

  1. Türk Hukukunda Nefret Suçu

Türk hukukunda yeni güncelleşmeye başlayan konulardan birisi olan nefret söylemleri ve nefret suçlarının neleri kapsadığı detaylı şekilde değerlendirilmeli ve toplumların bu konuda bilgi sahibi olabilmeleri için çaba sarf etmeleri gerekmektedir. Bilindiği üzere dünyada gerek fiziksel gerekse manevi anlamda milyonlarca farklı kültür ve değere sahip toplumlar eski çağlardan beri bulunmaktadır ve günümüzde atılan küreselleşme adımları gereği refah seviyesinin yükselebilmesi için her toplumun birbirine saygı duyması ve barışçıl yaklaşması gerekmektedir. Ülkemizde de bilindiği gibi geçmişten beri gerek din, mezhep gerekse ırk farklılıkları gibi hususlardan dolayı birçok kez iç çatışma ve şiddet içeren bölücü hareketlerle karşı karşıya kalınmıştır. Konuya ilişin olarak aşağıda Türk hukukunda nefret suçuna ilişkin yer alan kanun maddesi ile ilgili maddenin lafzı incelenecektir:

Nefret ve Ayrımcılık Suçu, Türk 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Hürriyete Karşı Suçlar” başlığı altında 122. maddesinde düzenlenmiştir:

(1) Dil, ırk, milliyet, renk, cinsiyet, engellilik, siyasi düşünce, felsefi inanç, din veya mezhep farklılığından kaynaklanan nefret nedeniyle;

a) Bir kişiye kamuya arz edilmiş olan bir taşınır veya taşınmaz malın satılmasını, devrini veya kiraya verilmesini,

b) Bir kişinin kamuya arz edilmiş belli bir hizmetten yararlanmasını,

c) Bir kişinin işe alınmasını,

d) Bir kişinin olağan bir ekonomik etkinlikte bulunmasını,

engelleyen kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Bu suçun mevzuatta düzenlenmesindeki temel amaç; insan onurunun korunması ile herkesin hak ve hürriyetlerinin koruma altına alınarak refah içerisinde yaşanabilecek bir ortamın sağlanmasıdır. Önemle belirtmek gerekir ki, salt nefret etmek ya da soyut nefret suç değildir.

Nefret ve ayrımcılık suçunun işlenebilmesi için iki unsur aynı anda somut olayda mevcut olmalıdır. İlk olarak suç teşkil eden bir fiil olmalı ve ikinci olarak da söz konusu fiil ön yargı ve nefret saikiyle işlenmelidir. Bir ırk, milliyet, etnik köken, dil, renk, cinsiyet, cinsel yönelim, yaş, engellilik ve benzeri sebeplerden dolayı duyulan ön yargının faili bir suç işlemeye yöneltmiş olması gerekir.3

3 Combating Hate Crimes in the OSCE Region, An Overview of Statistics, Legislation and National Initiatives, OSCE/ODIHR, Warsaw 2005, s.12.

c) AİHM İçtihatları Kapsamında Nefret Söylemi ve Nefret Suçları

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 104. Maddesinde “Bu sözleşmede tanınan hak ve özgürlüklerden yararlanma cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasal veya diğer kanaatler, ulusal veya toplumsal köken, ulusal bir azınlığa aidiyet, servet, doğum başta olmak üzere herhangi başka bir duruma dayalı hiçbir ayrımcılık gözetmeksizin sağlanmalıdır.” bendine yer verilerek açıkça ayrımcılık yasağına değinilmiştir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, insan onurunun korunabilmesi için devletlerin ayrımcılık, ırkçılık gibi toplumları bölücü unsurlara sahip her türlü fiile karşı devletlerin mücadele etmesi gerektiğini savunmaktadır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, belirli şartlar altında nefret söylemi olarak kabul edilen söylemleri ifade özgürlüğünün korumayacağına karar vermiştir. AİHM; “…hoşgörü ve tüm insanların eşit haysiyetine saygı; demokratik, çoğulcu bir toplumun temellerini oluşturur. Dolayısıyla, ilkesel olarak bazı demokratik toplumlarda hoşgörüsüzlük temelinde nefreti yayan, teşvik eden, yücelten ya da gerekçelendiren tüm ifade türlerine karşı yaptırımlar getirmek ve hatta bu ifade türlerini engellemek zorunlu görülebilir.” şeklinde karar vermiştir.4

4 AİHM, Erbakan/Türkiye Kararı.

Modern toplumlarda sosyal medya ve internet kullanımının artmasıyla nefret suçlarının işlenmesi oldukça kolaylaşmış ve oransal olarak ciddi boyutta artışlar yaşanmıştır. İnternet kullanıcılarının birçoğu özellikle sosyal medyada çoğu zaman nefret söylemine maruz kalabilmektedir. Almanya Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti Medya Kurumu’nun yaptığı bir araştırmaya göre ülkedeki 14-24 yaşındaki gençlerin yaklaşık %96’sı çevrimiçi olarak nefret söylemine maruz kalmaktadır. 5 Anket, dijital ortamın nefret suçunun işlenmesini ne kadar kolaylaştırdığının da bir göstergesi niteliğindedir. Katılımcıların 3/4ü’nden fazlası medyada nefret yorumlarıyla karşılaştıklarını beyan etmiştir.

Söz konusu suçların dünyanın dört bir yanında internet aracılığıyla işlenebilmesi sebebiyle daha da yaygın bir hale gelmesi, devletlerin hukuksal anlamda yükümlülüklerini de arttırmaktadır. Her devletin kendi iç işleyişi ve düzenine göre edinmiş olduğu ilkeleri sebebiyle yaşanan bölücü ve şiddet içerikli nefret suçlarına karşı devletler daha sıkı önlemler almalı ve ceza yargılamalarının etkin şekilde yürütülmesi sağlanmalıdır. Aynı zamanda örgütlenen sivil toplum kuruluşları ve toplumun belirli kesimlerinin de çabasıyla söz konusu suçla mücadele mekanizmaları oldukça derinleşmiş ve bireylerin refah içinde yaşayabilmesi için bilinçlendirme projeleri sürdürülmektedir.

5 Landesanstalt für Medien NRW,2018